5 Aralık Kadına Seçme ve Seçilme Hakkı tanınmasının 84. yıl dönümü kutlu olsun. Biz kadınlara “Seçme ve Seçilme Hakkını” tanıyan Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e ve arkadaşlarına, sonra da benim bu onuru yaşamama neden olan tüm Sahrayıcedit Mahallesi sakinlerimize teşekkür ediyorum. Her türlü olumsuzluklara rağmen her alanda aday olan ve seçilme onurunu yaşayan tüm kadınları da tebrik ediyorum. “Bir milletin yalnız erkeklerinin ilerlemesiyle o millet yükselemez. Çünkü eğer kadın aynı ölçüde ilerleme hâlinde olmazsa erkeğin yükselmesi mümkün değildir.” 1925’teki nutuklarında Atatürk böyle seslenmektedir. Bu sayede 1930 yılında Belediye ve meclislerinde, 1933’te Köy İhtiyar Heyetleri ve Muhtar seçimlerinde, 5 Aralık 1934’te ise milletvekili seçimlerinde kadına “seçme ve seçilme hakkı” verilmiştir.

Kabul edilen yasanın ardından demokratik ülkeler seviyesinde, çağdaş bir ülke olmanın da ilk adımı atılmıştır. 18 kadının ilk kez parlamentoya girdiği 1935 seçimlerinde kadın temsil oranı yüzde 4.5 olmuştur. Bu öncü rolüne rağmen Türkiye’de kadınların seçme ve seçilme oranı açısından günümüzdeki durumu pek de iç açıcı değildir. Biz kadınlar 84 yıldır “haklarımıza sahip çıkmak” için zorlu bir mücadele vermekteyiz. Bu yalnız kaldığımız mücadelemizde “erkek egemen” yönetim anlayışının gölgesi altında yaşamaya ve “siyaset” yapmaya zorlanmaktayız.

Toplumsal yaşamın her alanında büyük sorumluluklar yüklenen, gelecek kuşakların yetiştirilmesinde en büyük pay sahibi olan biz kadınların, sahip olduğumuz hakların bilincine varmamız büyük önem taşımaktadır. Biz kadınlar, ekonomik ve sosyal yaşama katılımda, karar verme süreçlerinde daha etkin rol oynamalı, siyasal alanda daha yüksek oranlarda temsil edilmeliyiz. Biz kadınların öncelikle toplum içerisinde var olmak için mücadele ettiğimiz bir ülkede siyasete tam ve aktif katılım sağlamak için pozitif ayrımcılık temelinde demokratik değişikliklerin bir an önce yapılması gerekmektedir Biz kadınlar ülkenin geleceğinin belirlenmesinde, gelişmesinde görev almalı, yeniliklerin öncüsü olmalı, siyasal yaşamda etkinliğimizi artırmalı ve ülke yönetiminde daha fazla söz sahibi olmalıyız.

Kadının yaşamın her alanındaki sorunlarının çözümlenmesi, bilinçlendirilmesi ve kadın haklarının geliştirilmesi için çalışmalarımız devam edecektir. Ülkemizde kadınlar yönetimdeki hakkını ancak siyasete katılarak kullanacaktır. Biz nüfusun %50’ sini oluşturan kadınlar karar mekanizmalarında, yerel yönetimlerde, parlamentoda ve her alanda en az % 50 temsil edilmelidir. Kadına Seçme ve Seçilme Hakkı verilmesinin 84. yıl dönümünü kutlarken, hayatın her alanında söz, yetki, karar ve politika üretim mekanizmalarında eşit temsil sağlanıncaya kadar bu taleplerimizin takipçisi olacağız, mücadelemize ve hakkımızı aramaya devam edeceğiz.